Eğitimli

Eğitimsizlik, az bilmek cesarete yol açıyor ama; bunun tersinin geçerliliği de bu kadar keskin mi? Eğitimli birinin sürekli kendini eleştirmesi aynı rahatlıkla eğitimli olmasına bağlanır mı? Elbette denir; ancak bunun sonu dengeye bağlanır ve konu kapanır. Peki ilk ifade ikincisi olsaydı, bu da aynı sona mı bağlanırdı? Cesareti kıran eğitimin nasıl olduğu ve nasıl olması gerektiği sorgulanırken, hatta belki de yapılan ilk şeyken, ilk soru için bu neden geçerli değil? ‘Cehalet cesaret getirir’ denilince cehaletin kaynağı, türü sorgulanmıyor. Bu, sorunun neresinde durduğumuzdan kaynaklanıyordur belki de. Eğitimli birinin cesaretsiz olduğuna cahil biri karşı çıkmayabilir ama sorunun yöneltildiği eğitimli kişi bunu kişisel algılar, karşı çıkar, üzerine konuşur. Aynı şekilde diğer yargı için de cahil kişi sesini çıkarmaz. Ama o yargıya en çok katılan kişi yine cahil kişi olmaz. Eğitimli kişi bu yargıya katılır, nadiren sorgular. Bu direkt kabullenmenin kaynağı eğitimlinin yine, özne kendisi olmamasına rağmen kişisel algılaması olabilir. Kendinin özne olmama ayrıcalığından ve özneyi ötekileştirme arzusundan gelen bir ego ile yönlenir. Peki eğitimli kişi bu egoyu ne kadar sorgular? Sorgulamaları eşit değilse, birinin sorgulama yapmasının ne önemi kalır? Sadece işine geleni sorgulamak ne kadar faydalı olabilir? Biz, verdiğimiz eğitimle bireye bunu öğretmiyor muyuz? Eğitim sağlayanın yararına olanları sorgulamayı. Bunun çıktısı olan eğitimli kişi kadar sistem de ikiyüzlüyse, bu suçlama bireye indirgenebilir mi? Elbette her şey bireye indirgenebilir, ancak bu ne derece adil?

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir