Üzüntüde seçicilik yapan insanlara dönüştük ya da hep böyleydik. Kimsenin, kendimin bile, artık neye üzülüp üzülmeyeceğini kestiremiyorum. Üzülme kapasiteme göre, veya üzülmeye halim varsa ancak o zaman üzülebiliyorum. Bir sürü kötü haber arasından artık hangisi beni doğru anımda yakaladıysa ona üzülüyorum. Diğer zamanlar sanki o haberi hiç almamışım, o haberi alan ben değilmişim de, havaya bırakılan bir mesaj gibi hissediyorum. Herkes kendi fırtınasında öyle sürüklenir durumda ki, yalnız anlık durumlarda bir şeyler hissetmeye müsaitlik bulabiliyorlar. Durumun trajikliğine göre değil, hissedebilecek boşluk bulduğumuzda denk gelen haberlere üzülebiliyoruz. En basit acıyı bile hissetmeye müsait olmamız gerekirken, durmaksızın üzerimize yağan trajedilere karşı hissiz kalmak belki de asıl trajedi. Bu trajedileri tekdüze bir aktarıma sıkıştıran elçiler de öyle.
Üzüntüde Seçicilik
Written by
Yorumlar
“Üzüntüde Seçicilik” için 2 yanıt
-
İçinde tüm yolları barındıran ama hiçbirine sapmayanların o sessiz arafı… Tamamlanıp kusurlu olmaktansa, kusursuz bir ‘ihtimal’ olarak kalıp kanamayı seçtiğin o yeri ve bahsettiğin o sivri uçların bıraktığı izleri tanıyorum.
-
yanlış yazıya yorum sanırım ama ben anladım
-
Bir yanıt yazın