Fanus

Yeni bir dünya, hatta yalnızca yeni bir düzen kurmak için var olan inançlarımızdan sıyrılabilir miyiz, yoksa yeni adı altında oturmuş kalıplarımızı bir kaptan diğerine sokmuş mu oluruz? Herhangi bir şey gerçekten yeni mi veyahut yeni mümkün mü? Geçmişe bakınca pek de mümkün durmuyor; insanlığa, işleyişe dair bir düşünce bir öncekinin beceriksizce şekillendirilmiş, işlevsellikten uzak bir kopyası gibi duruyor. Tabii bu yalnızca karamsar bir bakış açısı, biraz da kendini beğenmiş bir yerden bakan birinin görüşü gibi. Ancak işleyiş her yüzyılda dayatmalardan ibaret sanki. Bu insanın kendi kendine, öz dayatması olsa da. Dayatmaların olmadığı bir işleyiş de gerçekçi değil. İnsan kendini bir kalıba sokmadan güvende hissetmez, kalıbın kendisi onu tehdit altına sokan yegane şey olsa da tanıdıktır. Tanıdık olanı kabullenme eğilimi oldukça da “yeni” tam anlamıyla mümkün olamaz. Böyle bakınca bu belki de hepimizin doğasına terstir. Öyleyse “yeni” bir kandırmaca, bir avuntudan başka bir şey değildir. “Ona değil buna inan” denen çoğu şey birbirinin tekrarı olma kaderine mahkumdur.

Yorumlar

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir