Yolculuk yapmak çok tuhaf bir kavram. Bir şehirden bir şehre neredeyse bir saatte seyahat edebilmek, aradaki onca boşluğu hiçmişçesine geçip gitmek… İnsanlar bu kavramı, ya da bunun gibi kavramları yeterince düşünmüyor. Çoğu şey günlük akışta öyle normalleşti ki sanki şaşkınlıkla bakmamız gereken her şey birden mucizesini kaybetti. Merak ediyorum: bu nasıl zamana yayıldı, yoksa herkes bir gün bu mucizeleri birden terk mi etti. Kavramlar hakkında hiç düşünmüyoruz; özellikle zaman ve mesafe. Çoğu kavramı öyle yüzeysel ‘kavrıyoruz’ ki kelimenin anlamı dahi kaybolmuş sanki.
Bu sıralar çok karşılaştım bu ikisiyle: zaman ve mesafe. Bir şeyler arasında ne kadar zaman geçmiş, aralarındaki zamansal ve mekansal mesafeyi hiç anlamıyoruz. İçinde yaşadığımız, bu kavramlar tarafından etrafımız sarılı olduğu halde en ufak bir fikrimiz yok.
Bugün seyahat ediyorum. Benim için çok küçük ve önemsiz bir eylem olduğunu düşündüm gara yürürken. Eforsuz, basit bir eylem. Hatta bana düşen kısmı da minimum. Onca mesafeyi tek başıma kat etmem gerekse ne kadar önemli gelirdi. Çok da uzak olmayan geçmiştekiler için ne kadar önemliydi. Aynı mesafeyi bu kadar kısa zamanda nasıl bambaşka şekillerde algıladık. Her şey ne çabuk uçup gidiyor, çabuk diyorum çünkü zaman hakkında da bir fikrimizin olmadığını düşünüyorum. Ne kadar uğraşsam da bir şeyler arasında asla ne kadar zaman geçmiş algılayamıyorum. Bizzat yaşadığım bir zaman dilimi de olsa, henüz var olmadığım geçmiş de olsa bir türlü tam olarak kavrayamıyorum. Geçenlerde bir akrabamı görünce belirdi bu düşünce. Var olduğum, şahit olduğum bir zamanı dahi kavrayamadığım düşüncesi. Kendimi bulduğum duruma şaşırdım fakat bu farkındalık ve şaşkınlık bir anlığına sürmenin ötesine gitmedi. Yaşamının ilk günlerine şahit olduğum koca bir insan karşımda. Zaman, onu da beni de öylesine değiştirdi ki neredeyse onunla olan ilk anılarım bir başkasına ait gibi. Aradan çok kısa bir zaman geçmiş ama sanki bütün bunlar başka bir dünyaya ait.
İnsan kendi geçmişini dahi algılayamazken, tarihi nasıl algılar? Kaçımız gerçekten algılıyoruz, kaçımız gerçeğin bir kırıntısıyla yetiniyoruz? Belki mucizesini kaybetmiş her kavram yetinmekle kalmasak, kendimizi bu kadar önemsemeyi sonunda bırakırdık.
Kavramsı
Written by
Bir yanıt yazın