Bunalınca, içim sıkışınca buraya kaçıyorum. Kendi kendime düşünürken kendimi yiyorum. Belli bir şey düşünmeden öfkelenip üzülünce insan ne yapacağını bilemiyor. Düşünceye dayanmayan duyguları hissetmekten başka çaremiz var mı? Yüzleşebileceğin bir şey yoksa nasıl duygularınla yüzleşirsin ki? İçin bir şeyler yanlış derken, ne olduğunu bilmeden yalnızca o hislerle başa çıkmak zorunda kalmak çok çaresiz hissettiriyor. Hatta bu da bu hisleri körükleyen bir etken oluyor. Paradoks bu. Duyguları yönetebilmek için düşünceleri yönetmek gerekir. Ortada düşünce yoksa neyi yönetebilirsin ki? İnsanın kendini köşeye sıkıştırması, tek çözüm yolu olarak da sıkıştığı köşede kendine kaçtığı, kendine sıkıştığı bir hapishane. Kendi inşa ettiği hapishaneden nasıl çıkar insan? Kapı da senin, kilit de, oda da, ama kapıyı kilitli yaratıp anahtar yapmayı becerememişsin. Kilidi yapmadan anahtar yapmayı öğrenmesi gerekmez mi?
Dar Bir Yer
Written by
Bir yanıt yazın