Bazen sadece kalem tutmak zevk veriyor. Bir şeylere dokunabilmek, sadece o şeye has olanı hissedebilmek çok keyifli.
Bazı şeyleri yapmayı değil de sırf dokunmanın getirdiği haz için istiyoruz belki de. Yazmak isteyerek başlamadım bu sefer, mesela. Yazacak bir şeyim de yoktu ancak canım kalem tutmak istedi. Kalemi tutma hissini başka bir şeyde bulamadım. Dokunmak hayatımızın çok büyük bir kısmını kaplıyor. Kim bilir kaç kararımızı etkiliyor. Bir şeye sırf dokunmak için kaç karar aldım, kaç kez sırf bunun için durduk yere bir şey yaptım, tahmin bile edemem sanırım. Bu her şey için geçerli olamaz mı? Sırf dokusu güzel diye satın aldığımız kıyafetler, yapısı haz verici diye yediğimiz yiyecekler, aslında istediğimiz o olmasa da sırf dokunmanın tatminini yaşamak için dokunduğumuz insanlar… Rastgele yanından geçtiğim için kaç duvara dokundum? Temas edilen şey bizi çeken değil de, çekici olan eylemin kendisi gibi. Diğer uçta olandan ziyade, kendini hissedebilmek arzusu belki. Sanki dokunmak, neye olursa olsun, hep işteş bir eylem gibi. Tek taraflı yapılamaz.
Bir yanıt yazın